Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İyi karneler niye daha iyi değil diye, zayıf olanlar da ne bu hal şeklinde eleştiri oklarının hedefindeler.
Peki karneler neyin göstergesi? Yarıyıl tatili ne için veriliyor? Bu konuları irdelemeden atılacak her adım yanlış olur.
Örneğin sayfalar dolusu ödevler verilmiş. Öğrenci, iki hafta hiç kafasını kaldırmadan ders çalışsa, yine de bu ödevler bitmez. Peki ne zaman dinlenecek de nasıl ikinci yarıyıla hazırlanacak? Bunu düşünmeyen maalesef o kadar çok öğretmenimiz var ki...
Yine aynı şekilde, iyi öğrencilerden çok, kırık karnesi olan öğrenciler, daha fazla ilgiye muhtaç. İkinci yarıyılda, o zayıfları düzeltmek için hem yüksek morale ihtiyaçları var hem de iyi bir dinlenmeye. Ama maalesef ödevci öğretmenler gibi, baskıcı anne babalar da bu durumun hiç farkında değiller.
Karne, bir dönemin göstergesi. Elbette çok şeyler ifade ediyor. En azından öğrencinin, okulu, derslerini, hayatı ne kadar ciddiye aldığının bir ifadesi. Ama her zaman en doğru gösterge olmayabiliyor.
Bu yüzden, karne değerlendirmeleri yaparken geriye değil, ileriye bakıp öğrenciyi kazanmak gerekiyor...
Milli Eğitim Bakanı Çelik, Ortaöğretim Kurumları Giriş Sınavı OKS'nin önümüzdeki yıllarda kaldırılacağını duyurdu. Bu açıklama, bu konuda Sayın Bakan'ın nasıl yanlış bilgilerle donatıldığının son örneği.
Hatırlanacağı gibi, bu öğretim yılının başında da Bakan Bey'in yanlış yönlendirilmesi yüzünden anadolu liselerinde tam 5 bin kontenjan boş kaldı. Şimdi yine Bakan Bey'e yanlış bilgiler verilip yanlış mecraya yönelmesi için her şey yapılıyor.
Bu konudaki en önemli çelişkilerden biri de anadolu liseleri, kolejler, fen liseleri gibi ilköğretim sonrası tüm sınavların, tek çatı altında toplanmasına karşılık, özel okul tercihlerinin ayrı yapılmasıydı. Zaten kontenjan açıklarının oluşması ve kayıtların bütün yaz dönemine yayılması da bu yüzdendi.
Kargaşanın rahatsız edici boyutlara ulaşmasından sonra, tek sınav, tek tercih uygulamasının kaçınılmaz olduğu, bizzat Çelik tarafından açıklandı. Ama şimdi öğreniyoruz ki özel okulcular Bakan Bey'i ikna etmek için yine yoğun kulis faaliyetine başlamışlar, hatta ikna ettiklerini söyleyenler bile var. Pes doğrusu!..
Yayıncılar da dertli
Milli Eğitim Bakanlığı'nın keyfi uygulamalarının hayata geçtiği alanlardan biri de yayın sektörü. Bakanlık aldığı ani bir kararla eylül ayında Ders Kitapları İnceleme Yönetmeliği'nde bir değişiklik yapıp Talim Terbiye Kurulu'nun inceleme yetkisini, ilgili genel müdürlüklere vermişti. İşte bu yüzden de hazırlanan ve onaya sunulan kitaplar ortada kalmıştı.
Yayıncılar, bu konuda dertli mi dertli: "Bu öğretim yılında sektörümüz, 750 takım civarında kitap hazırlamış ve 65 milyon YTL yatırım yapmıştır. Gelin görün ki bakanlık bu kitapların bir tanesini bile okuyup sonuçlandırmamıştır. O gün bugündür ders kitaplarını bakanlığın hiçbir birimi incelemediği gibi, kimin inceleyeceği de muammadır..."
Yayıncılar, Danıştay'a yürütmeyi durdurma davasının açıldığını ve itiraz noktalarının bazılarında karar alındığını ama hala bir ilerleme kaydedilmediğini de yana yakıla anlatıyorlar.
Tümüyle değiştirilen karneler konusunda bir hayli şikayet var. Örneğin nereye bastırıldığı ve bu konuda kimlere büyük paraların kazandırıldığının özellikle sorgulanmasını istiyorlar.
Anlayacağınız her yıl yüz milyonlarca ders kitabının basıldığı yayın sektöründe dedikodu kazanı fokur fokur kaynıyor. Umarız, bu konuda ciddi bir araştırma yapılıp kamuoyu aydınlatılır...
Özetin özeti: Bakan Çelik, yine, meyve veren ağaç taşlanır diyecektir. Ama ona karşı ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye başka bir özdeyişle cevap verenlerin sayısı da bir hayli fazla...